9 Kasım 2017 Perşembe

BATU’NUN HAYATA TUTUNUŞ HİKAYESİ






BATU’NUN HAYATA TUTUNUŞ HİKAYESİ



3 çocuk annesi olmakla ne kadar mutlu olduğumu belirterek hikayeme başlamak istiyorum. Çünkü hikayemin başında olaylar biraz farklı seyrediyor. Ama sonu muhteşem. Sonu benim başarım.Huzurum. Hayatım..
 7 Aralık 2016’da rahim ağzı ameliyatı oldum. Ameliyattan sonra da normal adet döngüm oldu. Bir sıkıntı yoktu tabii ki. Şubat ayındaki döngü gecikene kadar. Bu arada ben biraz kilo aldım ve her akşam zumbaya başladım. Bir hafta diyet yaptım ama baktım hiç kilo kaybım yok.  Bir ara sabah

ları midem bulandı sabah kusmalarım oldu. Midem rahatsız reflü oldum . Hangi doktora gitsem diye araştırırken biraz salladım şikayetlerimi..Arada da göbeğim büyüyor, canım turşu çekiyor diye.. hamilemiyim neyim… deyip gülüyordum.. Meryem Ana’mıyım ben? Ha ha ha (: diyordum.
Bir gün bir arkadaşım kadınlar tuvaletinde Şükriyecim…Sen hamilemisin? Senin gibi ince yapılı bir kadının durup dururken kilo alması beni şaşırtıyor. Yanlış anlama ama senin popon büyüdü hayatım dedi bana… ben bir anda dona kaldım.. Ahmet e anlattım akşam eve gelince.. Vede hemen eczaneye gitti. Gebelik testi aldı. Hemen yapmadım ama … Çocuklarımı yedirdim içirdim, yatırdım ve sonrasında yaptım. O da ne gerçekten çift çizgi.. Ertesi sabah hemen Dr. Taylan Beye gittik. Gittik ki ne görelim. Bir oğul varmış karnımda ve ilk gördüğümüzde hemen el kol havada kıpır kıpır idi. 13 hafta 5 günlükmüş. Şok olduk. Planlamamıştık. Süprizdi.
Bebek rahmimde 2 aylıkken (8 haftalıkken) ben rahim ameliyatı olmuştum. Ve doktor görmemiş bebeği. Öncesinde röntgen filmi, karından emar, sonrasında kuvvetli antibiyotik ve ağrı kesici kullanmıştım. Yaşımda olmuş 39. Sağlık Bakanlığı 35 yaş üstü gebeliği, riskli gebe olarak izlem yapıyor. Miyomum da var. Yeni ameliyat olmuşum. Bebeğimde risk olur mu ? Engelli bir durum olur mu diye endişelendik. Sonra benim karın 4. Kez aynı yerden kesilecekti sezeryan olacağım için.Kadınsal sağlık sorunlarım...Haliyle ne yapacağımızı bilemedik. İzmir’e bir kadın doğum profesörüne gittik. Muayene olduk. Doğurabilirsin dedi oda. Takibini iyi yaparız dedi. Dr. Taylan beyin de önerdiği genetik testini profesör de önerdi. O gün İzmir’de özel bir laboratuara kan verdik bir tüp. Bebekteki genetik riskleri anormal bir durum varsa % 99 çıkan bir testmiş. 2100 tl. Londra’da yapılıyormuş analizi. O kanı verdik. Ve sonucunun 1 hafta sonra geleceğini söylediler.
İzmir’den dönerken Kısıkköy’e uğradık ve moral olsun diye yeni koltuk yakımı ve yemek masası sandalyesi aldık. O kafa karışıklığında bir de mobilya aldık. Doğurunca ben güzel güzel oturayım diye. (:
Hamile olduğumu öğrendikten sonra Ahmet ile içimizde 24 saat fırtınalar kasırgalar esti esti, kah şaştık, kah eh dedik. Çok uzun sürmedi.24 saatin sonunda bebeğimizi kabullendik. Allahın takdiri dedik. Tutunmuş hayata gelmek istiyor. Onca yaşanan ameliyata, spora, kar kayağına, bisiklet binmelere, hayatın koşuşturması içinde yaralı rahime rağmen düşmemiş; hayata tutunmuş. Bir de bu durumlara şaştık. Güçlü bu bebek dedik. Saklanmış yaramaz diye gülümsedik..
Endişeli bekleme 1 haftanın ardından belli oldu ve bebeğimde hiçbir problem gözükmüyordu. Çok şükür.. Çok sevindik. İçimiz rahatladı. Huzurlu bir gebelik süreci başladı nihayet benim için. Artık mutluyduk. Korkular yok oldu.
Tabi hamilelik süresince benim miyom büyüdü büyüdü. Dev bir deve kuşu yumurtası kadar olmuş. 12 cm çapına varmış. Hamileliğim her şeye rağmen çok kötü değildi. Kendim karakter olarak güçlü olduğum için tıslaya tıslaya her işimi yaptım. Çocuklarıma , evime, işime, eşime yettim.





Ve günlerden 25 Temmuz 2017 . Allah yukarda can korkusu yaşıyordum. Korkudan güzel şeyler hayal edememiştim. Doğum zamanına gelelim…Her doğumda olduğu gibi yine bir ameliyathane sendromum vardı. Dr. Taylan bey karın aynı yerden 4. Kez kesileceğim için risklerimi anlattı. Anlatmak zorunda hekimler çünki. Kanama riskimin olabileceğini ve de kesi yerinin dördüncü kez deformasyonundan dolayı dikiş tutmama olasılığını anlattı. Rahmi kaybedebilirisin de dedi. Artık rahimle işim kalmamıştı. Hatta siz direk bebekten sonra alın dedim. Yok dedi, o o kadar kolay değil, riskleri var. Zorunlu hale gelirse ancak öyle alınır dedi. Ameliyat da söz vermeyeceğim ama duruma göre miyomunu alırım dedi.Eğer ki saplı ise dedi. Ben miyomum saplı olsa da hoop doktorda seze yanda kesip alsa da kurtulsam diye dua ettim.
ve dev miyomum.




Canım bebeğim Batu

Korka korka titreye titreye girdim ameliyathaneye. O korkuma rağmen genel anestezi istemedim. Gözlerimi yummak istemediğim için, spinal anestezi oldum. Ve nihayet minik yavrum dünyaya geldi. Sesini duydum. Her bebek gibi ağladı. Bembeyaz yağlı yüzü.. Bir gördüm ve annelik hissim otomatik yükleme yaptı kalbime..Mutluydum. Ve sezaryen sırasında hep başımda duran genel anestezi doktoruna lütfen beni uyutma diye sürekli uyardım. Çünkü bebekten sonra 2 kadın doğum doktoru benim rahmime yapışık olan dev miyomu kazıyıp aldılar. Ameliyat tavan lambasında her şeyi görebiliyordum. Doktorların aralarında konuştuklarını duyuyordum. Karnımın bir o yana bir bu yana çekiştirilmesini hissedip, içimin dışına çıktığını hissediyordum. Bu durumları herkes hissediyor. Ve bazıları bu yüzden uyuşmadığını sanıp, panikleyip bağırarak uyumayı tercih ediyorlar. Dayandım. Bazen böyle içim akıp gidiyordu bayılacakmışım gibi. Beyin gücümle sakinlemeye çalışırken, anestezi doktoru sakinleştirici verince bana daha bir halsizlik, ve baygınlık hissi çöküyordu. Doktora bir şey demek istesem de konuşmaya halim kalmıyordu. Böyle böyle 1 saat 15 dakika kaldım ameliyathane de. Nihayet çıkış zamanı geldi çok şükür odama gittim. Ama odamda bebeğim yoktu kuvözde imiş. Doğum anında su yutmuş o yüzden almışlar. Sonra geldi emzirmeye çalışıyorum. Azıcık emince yoruluyor bırakıyor. Hemşire fark etmiş emzirme eğiti sırasında sık solunum yapıyormuş. Çocuk doktoruna söylemiş. 24 saat yoğun bakım bebek kuvözünde yattı. Akciğerlerine su kaçtığı için sıksık aspire ettiler. Sütümü sağarak verdik ilk gün. Yeterince beslenemedi. Serum yediği için mama yada su vermedim. Keşke verseydim. Ege gibi Batu da sarardı. Sarılığı çok geç geçti. Yüksek derecede olmasada bile. 8 bilirubin de geç beyazladı çocuk 2 buçuk ayımızı aldı. 2. Ayında bir daha özel bir test yapıldı sarılıkla ilgili. Uzun süren anne sütü sarığı falan dediler.

Ama hayatımda 5 kez ameliyat oldum. Ama ben bu seferki gibi bir gaz sancısı bilmiyorum. Yatamıyorum. Yatınca iç organlarım boğazıma doğru bir basınç yapıyor. İç sancımdan ölüyorum. Yattığım yerden kalkamıyorum. Doktor gez dedi yürü dedi. İlk günden başladım gez gez. 2. Gün hastanenin bahçesinde yarım saat yürüyüş yaptım. Yok böyle bir gaz. Azıcık gaz çıkıyor ama rahatlamak ne mümkün. 3. Gün gece neyse o şiddetli gaz sancısı da geçti.
Bende saçıma bantlar, Pier Cardin loğusa pijamaları, makyaj çantam falan. Güzel güzel resimler çekilmeyi hayal ederken ben. Darmadağın oldum.
Bebeğimde kuvözde doktor dedi ki bebekte üfürüm var dedi. Bir an içim gitti acıdan. Eyvah bebeğim engelli mi olacak diye çok koktum. Fakat ilerleyen zamanlarda çocuk kardiyojisine gittim ve bebeğim deki üfürüm kapanmıştı ve ciddi bir durum değildi. Rahat bir nefes aldık.
Hayatta 3 çocuk hayal edemezdim. Allahıma çok şükür ediyorum. Sağ salim sağlıklı bir bebeğim olduğu için. Her yattığı odaya girdiğimde bir bebek huzuru. Bir masumiyet.. Sonsuz huzur .. ve dinginlik hissi geliyor bana.  3 çocuklu olmak çok mutluluk verici. Yavrularımı çok seviyorum. Onlarla mutluyum. Ege , Nilsu ve Ahmet de Batu’yu çok seviyor. Eve huzur ve sevgi getirdi bebeğim. İyi ki gelmiş Batu Bebeğim. Onlar benim ve Ahmet’le bizim eserimiz. Bizim genlerimiz. Diliyorum ki Allah’dan çocuklarım önce  kendilerine sonra bizlere ve ülkemize ve dünyamıza faydası olan mutlu bireyler olur inşallah. Şu anda evde doğum iznindeyim. Gündüzüm gecem çocuklarıma yemek yapmak, onların ve bizim yaşam alanımız olan evimizi temizlemek, onların kıyafetlerini yıkamak ve ütülemek, onlarla ilgilenmek konuşmak resim yapmak, Ege’nin okul hayatını takip etmekle geçiyor. Yaşam hedeflerim.. Canlarım. Mutluluk sebeplerim… Çocuklarıma ve tüm çocuklara sağlıklı, mutlu başarılı yıllar diliyorum.


annem ve kardeşimle



çocuk misafirlermiz kuzenler

Babane, amca yengemiz  ve Begüm



çocuklarımın evdeki ilk resmi

Doğumdan sonra annem ve ben

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Marmaris Martı Otel Tatilimiz..

Doğumdan önce çocuklarla eğlenmek ve dinlenmek için 03 - 07  Temmuz 2017 tarihleri arasında Marmaris Martı Otele gittik.Ege açık büfenin tadını çıkarırken ,Nilsu da Mini Club'ın tadını çıkardı. Havuzda eğlendiler çok güzel.. Dans ettiler. Bizde ağaçların altında 5 gün yedik içtik yattık. Çok iyi geldi.
Marmaris doğal güzelleri gerçekten harika..Tatilimizden hafızalarda kalan kareler ...
ilk gün dart atışında Ege ikinci oldu ve dart saatlerini iple çekti. Gayet iyi atışlar yaptı oğlum.

Porofino mu hayır.... Marmaris..  (:

Nilsu hiç peşinden ayrılmadığı mini clup teacher'i..

Baba kız deniz keyfi..

ve ağaçların altındaki dinlence anları.....


Mini clup gecesinden....Dans show..


ailecek......


Sevgili Ege tatil için diyor ki:çok iyi bir tatildi yemekleri çok güzeldi ve havuzları denizide vardı
animasyon geceleri çok eğlendim güldüm odaları güzeldi benim için en önemlisi tatlı ve havuzdu.

Güzel anılarla eve dönülen ,güzel bir tatil daha bitti... 

ANTALYA PAPİLLON AYSCHA HOTEL

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği eğitici eğitimine 09- 13 Mayıs 2016 tarihleri arasında  Antalya Papillon Ayscha Hotele görevli olraka iderken çocuklarımı ve kayınvalidemi de götürdüm. Onlar tatil yaptı ben eğitim aldım. Eğitim sonraları güzel anlar geçirdik. tesadüf ki Ahmetinde aynı hafta ve 5 km ilerde başka bir otelde Biyosidal Mesul Müdürlük eğitimi vardı. Eğitim sonrası beraber çocuklarla ve arkadaşlarla güzel zamanlar geçirdik.








Mardin Gezisi



Ahmet'in iş güvenliği eğitimi dolayısıyla Ulusal çalışan Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu Mardin'de gerçekleşti. 17 - 20 Mayıs tarihlerin de mardin de idik. Oysa aynı tarihlerde Hollanda Amsterdam'a da biletimiz vardı. Hamileliğim ve Hollanda ile olan diplomatik kriz yüzünden gitmekten vazgeçtik. herhangi bir mağduriyet yaşamamak için. Hayaller Amsterdam, gerçekler Mardin oldu.
Kültürler ve dinler şehri.. Mardin.
Fena da olmadı. Çok kültürlü renkli mitolojisi olan Mardin gördüğüm ilk doğu ili oldu.  Kültürler medeniyeti Mardin. Mezopotamya olarak da adlandırılıyor.
Üniversitesinin adı Artuklu Üniversitesi.
Mardin Hilton Garden da kaldık. Odada bol bol yatıp dinlenme fırsatım oldu. Gittiğimiz ilk gün eski Mardin merkezi yürüyerek gezdik.Yeni Mardin'de gezi otobüsü ile panoromik tur yaptık. Oldukça şehirleşmesi güzel bir il. Yüksek katlı binalarla il olduğunu hissettiriyor, Muğla'dan fazlaca.
Bir tur şirketi ile son gün Cuma günü tam gün gezdik. Nusaybin, Midyat, Dara kötündeki harebeleri görmek de kısmet oldu.


Mor Gabriel süryani kilisesine gittik. Midyat'taki bu manastırın ölen papazları, manastırın yan tarafındaki mezarlığa, oturur pozisyonda ve doğu yönüne bakacak şekilde gömülüyorlarmış.
hz. İsa'nın dirilmesinin doğu yönünden olacağı inancına ve o'nun karşısında yatar pozisyonda olmama isteğine dayanıyormuş bu uygulama.




















Meşhur süryani şaraplarının olduğu mahsen satış yeri.. Bir şişe aldık.. İlerde bir gün içeriz...



Mezopotamya ovasına yukarıdan bakan fecri Mardin cafesi.. Otantik bir ambiyansı var. Tarihi bina.. manzara müthişti. Bir dibek kahvesi ile taçlandırdık. Ahmet'in arkadaşları ile...





Nusaybin Devlet Hastanesi alt resimde..Üstteki binalarda Nusaybin yeni yerleşimler. Yol boyunca Suriye sınırına paralel ilerledik. Mardin'e dönerken .. Sınıra yakın ilerlemenin ve geçtiğimiz aylarda Nusaybin'de yaşanan o kötü anların hafızalarda canlanması ile yolculuk biraz ürpertici biraz heyacanlı idi..Bu ülkeye huzur ve güvenin gelmesini diliyorum.



Dara Köyü Harabeleri
 Mardin’in 30 km. güneydoğusunda bulunan Oğuz köyünde yer almaktadır. Tarihte Yukarı Mezopotamya'nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Dara, İmparator Anastasius'un (491-518) girişimleriyle 505 yılında, Doğu Roma İmparatorluğunun doğu sınırını Sasanilere karşı korumak için askeri amaçlı bir garnizon kenti olarak kurulmuştur. Burada şirin bir köylü kızı doğadan yaptığı tacı bana çok güzelsin diye verdi. Önce almak istemedim. Israr edince anladım ve aldım.  Bahşiş istiyordu.. O tacı getirirken kurudu ve ufalandı malesef..










Mardin'de sempozyum sonrası Otel Maridin de kaldık.. Müthiş bir eski binadan otele dönüşmüş. Çok keyifli idi. Taş konak.. İçindeki eşyalarla birlikte uyumlu. Gecesinde bir sıra gecesi yaşadık.. Mardin müzikleri eşliğinde.. Bu otelden de menun ayrıldık.. Eski Mardin girişinde merkezde gezinmek için konumu çok uygun...







Yol üzerinde Beyaz su dedikleri  Midyat  ve Nusaybin ilçelerinin  yer alan Beyazsu deresi bir vadi içerisinde Nusaybin’e doğru akıyor. Etrafı yeşillik ve piknikcilerle dolu.Biz oraya vardığmız da yağmur bastırınca çabuk ayrıldık.Suyu berrak değil bulanık beyaz göründüğü gibi...


Midyat Konuk evi ziyaretçi akınına uğramış durumda. Çok kalabalıktı.


Deyrulzafaran Manastırı 

İsa’dan sonra 5. yüzyılda inşa edilen Deyrulzafaran Manastırı, muhteşem mimarisi yanında Süryani Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biridir. 1932’ye kadar 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikametgah yeriydi.

Manastır, Mardin’in 4 kilometre doğusunda, şirin bir dağ yamacında, Mardin Ovasına hakim bir noktadadır. Üç kattan oluşan Manastır 5. yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle bugünkü haline 18. yüzyılda kavuşmuştur. Farklı zamanlarda yapılan eklentilere rağmen Manastır’ın adeta tek bir zamanda inşa edildiği havasını vermesi, bu eklenti binaları yapan mimarların ne kadar maharetli olduklarını gösteriyor.
Mardin'de gümüş işçiliği çok yaygın. Gümüşcü dükkanlarından çıkmak mümkün olmuyor. Bütçemin izin verdiği kadar telkari ve gümüş yüzükler aldım. hala aklım kaldı bazı takılarda... 

Mardin klasiği Rıdo'da kebap da yedik. Yapılması gereken ve görülmesi gereken bir çok yeri gördük.. Hamileliğimin 7. ayına rağmen iyi gezebildik. Çok şükür. Güzel anılarla evimize çocuklarımıza döndük.

9 Mayıs 2017 Salı

2017 Nisan Doğum Günümüz







Sevgili oğlum Ege hep uçağa binmek istiyordu. Babası doğum gününde bindireceğim demişti. Doğum gününün hafta sonuna gelmesi de şans. 8-9 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul’a gidiş dönüş bilet aldık. Eltimler de gelmek istediler çocuklar uçağa binsin diye. Güzelce planı yaptık.Harika.. Ama o gece uçak biletlerini çok erkene aldığımızı fark ettim. Saat 06:00 da uçağa binmek için Bodrum Havalanına gitmek için, çok erken kalkmak gerekecekti. Ertesi gün cezasını ödeyip, bilet saatini sabah 06:00 dan 09:40 aldırdım. Lakin o akşam açık öğretim vize sınavımın tam da o hafta sonu olduğunu fark ettim. Saati tekrar değiştirsem sınav adresimi İstanbul’a aldırsam olabilirdi. Bu kez uçağın saatini değiştirmek çok daha cezalı idi. Yeniden bilet almak en mantıklı hareket olacaktı. Son güne kadar bekleme kararı aldık. Bekleyelim belki şansıma sınav günü değişir dedim. Dualar ettim. Dualarım kabul oldu ve sınav saatim 14:00 olunca hooop uçtuk


























. Çocuklarımla uçabilme şansını yakaladım. Marmara Üniversitesinde sınavıma da girdim. Çok iyi oldu. Biz Ahmet ile sınava gidince çocuklar Dilek’lerle Barış MANÇO müzesini gezmişler. Kadıköy/ Mado’ da… Bİz sınavdan çıkıp buluştuk ve Kadıköy’den vapurla karşıya Avrupa Yakasına geçtik. Martılara simit atarak.. Kız kulesi, Haydarpaşa İstasyonu ve Galata Kuşesine baka baka…



 O gün hava bir bulutlu bir güneşli.. Bir üşüdük bir terledik derken… Kapalı Çarşıya giderken metroya  bindik. Ordan oraya gittik. Gezindik.Sultan Ahmet’e gittik.Ordan yine Taksime geri dönecektik ki…
Bir ara Dilek: Şükriye Ege’yi göremiyorum dedi. Metrodan indik ilerlerken. Ege’ye baktım önde yok. Arkaya baktım arkada yok.. Gülerek ohooo Ege önden önden nereye vardı kim bilir dedim. Metro yolunda ilerliyoruz. Sağa sola sapma şansı yok. Ya önde ya arkada olabilir.
Ahmet İstanbul karta para yüklüyordu yer altındayız. Dilek dedi yine Ege yok… Aman Allahım Ege yok.. Panik oldum bağırmaya başladım Ege yok.. Ahmet ile amcası koşarak indiğimiz noktaya ilerlemeye başladılar. Bana sen burada bekle dediler. İyi de nasıl beklersin… Hamileyim de. Stres alttan vurdu. Kanıma karnıma.. Aklım almıyor koca İstanbul’da oğlum bizsiz. Kayıp. Cep telefonu yok. Numaralarımız ezberinde değil. Allahım bulabilecekmiyiz diye çok korktum..Dilek de koştu ayrıldı bizden. Nilsu ile bizde bakına bakına gidiyoruz.Nihayetinde oğlum bulundu. İyi niyetli genç bir erkek Ege’yi ağlarken görünce polise teslim etmiş. Polis tam da elindeki cihazdan Ahmet DEMİRAL’ı sorgularken.. Amcası bir ıslık çalmış biz buradayız diye. Polisi sıçratmış. ( Bu kısmını Ege anlattı. Anne amcam bir ıslık çaldı, polis korktu diye  J   Ay canım oğlum mutlu etmek için gittiğimiz İstanbul’u mutlu bir şekilde tamamladık ya neyse.   J Sonra cebine para koydum. Cep numaralarımızı yazıp koydum. Çok iyi oldu. Nilsu’nun da elinin üstüne tükenmez kalem ile adını soyadını, ve benim cep numaramı yazdım. Ne olur ne olmaz diye. Ama sonrasında zaten çok dikkatli idim…O gece Taksim de bir otelde kaldık. Sabah Kahvaltımızı yapıp Florya Akvaryuma gittik






. Epeyce uzundu yol.Akvaryum büyük ve eğlenceli idi. Oradan çıkıp Ortaköy’e gittik. Kumpiri ayaküstü yedik ve uçağa yetişmek için hoopp geri döndük Taksime… Hoş kumpuri çok sevmem ama bir Ortaköy klasiği yaptık.Geri dönerken Havaş’ın otobüsleri ile döndük. Otobüse bindik az ilerledik. Nilsu anne çişim var dedi. Tut kızım biraz beklet dedim. Ama kız bekletemedi ve ılık ılık bir ıslaklık hissettim. Suyum mu geldi ne diye arama bakarken şaşkın şaşkın Nilsunun, kuçağıma saldığını anladım.Hava alanında onun üstünü değiştirdim. Ama kendime yedek kıyafet almamıştım. Çok gezeceğiz elimizde ağır eşya olmasın derken. Havaalanında hamileye uygun alt giyim yoktu. Süre dar uçağa bindim ve kuruduk. ):
Neyse uçuş heyacanını çoluk çocuk hep beraber yaşadık. Ege çok istiyordu… Hayalleri gerçek oldu. Sağ salim dönüş yolculuğunun huzurunu yaşarken. Uçakta bir anons ve… Anons yolcularımızdan Mehmet Ege DEMİRAL’ın doğum günü olması sebebi ile diyerek…Ege’yi kutladı pilot. Ve bir pasta gönderdiler. İnanılmazdı. Hepimiz heyecanlandık Ege’nin adını duyunca. Ama mutlu bir anons oldu. Benimde doğum günümdü ama.. Pegasus çocuk olduğu için oğlumu kutladı ve unutulmaz bir an oldu.. İyi geçen bir yaşanmışlık, çocuklarımla ailemle hoş bir anı daha kaydettik hafızalarımıza….